Hakkımızda

İnsanoğlunun en büyük gücü birlikte hareket edebilmesidir.

Bunu sağlayan da birbiriyle ve yaşadığı çevreyle kurduğu anlamlı bağlardır.

Manifesto

Bağlı olduğumuz yer

İnsanoğlu yeryüzünün en güçlü canlısı değildi aslında. Ne en hızlısıydı, ne de en irisi. Peki nasıl oldu da bugünlere gelebildi? Birlikte hareket edebildiği için. İş birliği yapabildiği, birbirine güvenebildiği, birbiriyle ve yaşadığı çevreyle anlamlı bağlar kurabildiği için.

Birlikte avlandık, birlikte ekip biçtik, birlikte evler, mahalleler, şehirler kurduk. Yaşadığımız yerlerin güzelliği de, düzeni de aslında o yerde yaşayan insanların birbirine ve çevresine olan bağlarının bir sonucuydu. Bu bağlar zayıfladıkça şehirlerimiz de çirkinleşti, güvensizleşti.

Bugün yan yana yaşıyoruz ama çoğu zaman birbirimizden habersiziz. Oysa on sekiz hanelik bir apartmanda yüz elli üç ayrı komşuluk ilişkisi vardır. Aynı merdiveni, aynı çatıyı, aynı zemini paylaşıyoruz. Ve aynı riski.

Çünkü üzerinde yaşadığımız topraklar bir deprem kuşağındadır. Bunu 1999'da çok acı bir şekilde öğrendik. 2023'te elli binden fazla canımızı kaybederek bir kez daha hatırladık. O depremlerin ülkemize ekonomik bedeli de yüz milyar doların üzerinde oldu. Deprem yine olacak. Bunu korkutmak için değil, hepimizin bildiği bir gerçek olduğu için söylüyoruz. Önemli olan, o gün geldiğinde nasıl bir binada ve ne kadar hazırlıklı olacağımızdır. Deprem olmadan alınan önlem, deprem olduktan sonra ödenen bedelden çok daha ekonomiktir.

Peki ne yapmalıyız? Binalarımızı yenilemeliyiz. Özellikle milyonlarca insanın aynı fay hattının yanında yaşadığı İstanbul'u hızlı ve planlı bir şekilde hazırlamalıyız. Ama bunu hiçbirimiz tek başına yapamayız. Bir binayı ancak komşular birlikte, bir adayı ancak binalar birlikte yenileyebilir. Dolayısıyla deprem karşısında da en büyük gücümüz, binlerce yıldır olduğu gibi yine birlikte hareket edebilmemizdir.

Konu sadece binalar da değildir. İnsan yaşadığı yerden doğrudan etkilenir. Güneş alan bir oda, ağacı olan bir avlu, çocuğun güvenle oynayabileceği bir bahçe, rahatça yürünebilen bir sokak, hem sağlığımıza hem de psikolojimize iyi gelir. Bu nedenle dönüşümü sadece yıkıp yeniden yapmak olarak görmemeliyiz. Daha güzel çevreler, daha yaşanabilir mahalleler kurmak için önümüzde duran büyük bir fırsat olarak görmeliyiz.

Peki neden bu kadar zor ilerliyor? Çünkü kentsel dönüşümde en zor iş binayı yıkmak değil, komşuları anlaştırmaktır. Bilgiler dağınıktır, kimse aynı belgeye, aynı sayıya bakmaz, her görüşme bir öncekini yeniden başlatır. Eksik bilgi güveni aşındırır, komşular birbirine şüpheyle bakmaya başlar ve süreç aylarca, bazen yıllarca kilitlenir. Güven olmadan birlikte hareket edilemez. Güven de ancak herkes aynı bilgiyi gördüğünde, kurallar baştan belli olduğunda ve verilen sözler kayıt altına alındığında oluşur.

KentAgora bu nedenle kuruldu. Malikleri, müteahhitleri, danışmanları ve mevzuatı aynı zeminde buluşturuyor, aralarındaki bağı kuruyor ve süreci baştan sona birlikte yürütüyoruz. Herkes aynı bilgiyi, aynı teklifleri, aynı kuralları görüyor. Kararı malikler birlikte veriyor, her adım kayda geçiyor.

Bağ büyüdükçe imkânlar da büyür. Bir binada yüz elli üç olan komşuluk ilişkisi, dört parselin birleştiği bir adada iki bin beş yüzü aşar. Binadan siteye, siteden adaya, adadan mahalleye, mahalleden şehre uzanan bu bağlar sayesinde ortak bahçeler, kesintisiz sokaklar, yürüme mesafesinde yeşil alanlar planlayabiliriz. Bunların hiçbirini tek başımıza yapamayız.

Binamızın çözülemeyecek sorunu yok. Komşularımızla birlikte çözemeyeceğimiz sorunu da yok.

Daha güvenli binalar, daha güzel şehirler için birlikte hareket edelim. Kentte birbirimize bağlıyız. Kentsel dönüşüm ortak kararla başlar.

Neden, misyon, vizyon

Neden
Çünkü insanoğlunun en büyük gücü birlikte hareket edebilmesidir. Depreme hazır, sağlıklı ve güzel şehirlere ancak birbirimizle ve yaşadığımız çevreyle kuracağımız güçlü bağlar ve doğru verilmiş ortak kararlarla ulaşabiliriz. KentAgora bu bağları kurmak için çalışıyor.
Misyon
Deprem olmadan önce binalarımızı yenileyebilmek için, başta İstanbul olmak üzere aynı zemini paylaşan insanları bir araya getirmek, aralarında güvene dayalı bağlar kurmak ve ortak kararlar almalarını sağlamak. Bunun için malikleri, müteahhitleri, danışmanları ve mevzuatı aynı zeminde buluşturuyor, herkesin aynı bilgiyi gördüğü, oylamanın kanundaki arsa payı kuralıyla yapıldığı, kimsenin geride bırakılmadığı bir süreç yürütüyoruz. Dönüşümü parsel parsel değil, site, ada ve mahalle ölçeğinde ele alıyor, sağlam binaları, sosyal donatısı yerinde, yolları düzgün, ferah ve güzel yaşam çevreleriyle birlikte hayata geçirmeye çalışıyoruz.
Vizyon
Her mahallenin kendi geleceğine birlikte karar verdiği, binaların depreme karşı zamanında yenilendiği, sokakların, yeşil alanların ve sosyal donatıların birlikte planlandığı, çocuklarımızın güneş alan evlerde ve ağaçlı sokaklarda deprem korkusu olmadan büyüdüğü şehirlerden oluşan bir Türkiye.

Değerlerimiz

  1. 01

    Bir aradalık

    En büyük gücümüz birlikte hareket edebilmektir. Bu nedenle tek binayı değil, sokağı, adayı ve mahalleyi birlikte düşünüyoruz.

  2. 02

    İnsan önce

    Dönüşümü insanlar için yapıyoruz. İnsanı metrekareden önce görüyoruz.

  3. 03

    Şeffaflık

    Herkes aynı bilgiyi aynı anda görür. Hiçbir sayı, teklif ya da adım gizli kalmaz.

  4. 04

    Hukuka uygunluk

    Oylama, 6306 sayılı Kanun'un öngördüğü arsa payı ağırlığıyla yapılır.

  5. 05

    Demokratiklik

    Kararı birlikte veriyoruz. Katılım herkese açıktır, ortak irade sayılarak ve kayıt altında oluşur.

  6. 06

    Tarafsızlık

    Kazancımız seçilen müteahhide göre değişmez.

  7. 07

    Kaynağa sadakat

    Her sayının bir kaynağı, her adımın bir kaydı vardır.

Logomuzun anlamı

Logomuzdaki dört köşe bu buluşmanın dört tarafıdır: yaşadığı yerin geleceğine karar veren malik, o geleceği inşa edecek müteahhit, süreci yürüten danışman ve herkes için aynı kuralı koyan mevzuat. Ortadaki kare, kentin merkezi ve hepimizin ortak zemini.

Kuruluş hikâyesi

Yirmi yılı aşkın süredir mimar olarak kentsel dönüşüm projelerinin içindeyim. Bu yıllarda farklı semtlerde, farklı binalarda hep aynı tabloyla karşılaştım. Malikler birbirinden habersiz kararlar veriyor, çoğu zaman önlerine gelen ilk teklifle yetinmek zorunda kalıyordu. Bilgiler dağınıktı; kimse aynı belgeye, aynı sayıya bakmıyordu.

Şeffaflık olmayınca komşular birbirine şüpheyle bakmaya başlıyor, süreç aylarca, bazen yıllarca kilitleniyordu. Bu kayıp yalnız maliklere değil; müteahhide, danışmana ve sonunda kentin kendisine yansıyordu. Birbirinden kopuk, parsel parsel yükselen binalar bunun en görünür sonucuydu.

Zamanla şunu gördüm: kentsel dönüşümde en zor iş binayı yıkmak değil, komşuları anlaştırmaktır. Sorun çoğu zaman betonda değil, aynı binayı ve aynı sokağı paylaşan insanlar arasındaki bağdadır. Bu bağ güvenle kurulduğunda karar kolaylaşır; dönüşüm de o zaman başlar.

Her büyük depremden sonra hep aynı şeyi söyledik, binalar yenilenmeli. Aslında eksik olan bunu bilmek değil, aynı binayı paylaşan insanların birlikte harekete geçebilmesiydi.

KentAgora'yı bu bağı kurmak için geliştirdik. Malikleri, müteahhitleri, danışmanları ve mevzuatı aynı zeminde buluşturuyoruz. Herkes aynı bilgiyi görüyor. Maliklerin ön kararı, kanunun öngördüğü gibi arsa payı ağırlığıyla belirleniyor ve resmî malik toplantısında imzalı tutanakla kesinleşiyor; her adım kayda geçiyor. Malik hiçbir ücret ödemiyor, kazancımız seçilen müteahhide göre değişmiyor. Bu yüzden hiçbir tarafın yanında değil, herkesin ortak zeminindeyiz.

Hedefimiz yalnız binaları değil, onları birbirine bağlayan yaşamı yenilemek: binadan adaya, adadan mahalleye; güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir kentlere birlikte varmak.

Y. Mimar Mustafa Kemal Kayış

Kurucu

Binanızın Dönüşümünü
Ücretsiz Başlatın

Hesabınızı ücretsiz oluşturun, komşularınızı davet edin, birlikte karar verin.